Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Milletvekillerimize teşekkürler
Niyazi Özbil
Tarım sektöründe yaşanılan sorunları sık sık dile getiriyor, bu sorunları Ankara’ya ileterek görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu çalışmalarımıza Bursa Milletvekillerinin destek verdiğini görmemiz de bizi mutlu ediyor. İktidar veya muhalefet partisi olsun tüm milletvekilleri sorunlarımıza karşı duyarlı yaklaşıp isteklerimizle ilgileniyorlar. Kendilerine teşekkür ediyoruz.
Toprak Mahsulleri Ofisi ile ilgili, Bursa Milletvekillerimize gönderdiğimiz faks mesajından 30 dakika sonra MHP Bursa Milletvekili Orhan Şen, bizi arayarak gerekli açıklamaları yaptı.

TMO ile ilgili faksımız:
Sayın Vekilim Orhan Şen,
İlçemizde 1988 yılından beri faaliyette olan Toprak Mahsulleri Ofisi ajansının ilçemizde kapatıldığı duyumlarını aldık. Gerçekten böyle bir durum sözkonusu ise hububat üreticimizi tüccarın insafına terketmiş olursunuz. 2000 yılı hasat döneminde üreticimizin infialine neden olur. Halbuki 1999 yılında TMO ilçemizde yaklaşık 5000 ton hububat alımı yaptı ve TMO, çiftçimizin kara gün dostu olduğunu gösterdi. Peki 2000 yılında bu dost yanımızda olmaz ise üreticimizin durumu ne olacak? Bu kararın gerekçesini öğrenmek istiyoruz ve bu kararın tekrar gözden geçirilmesini istiyoruz. Saygılarımla.
    İnegöl Ziraat Odası Başkan Niyazi Özbil

Orhan Şen, bu konudaki açıklamasında Ofis’in kapatılmasının gerekçelerini anlattı. Bununla birlikte Ofis’in yine alım döneminde İnegöl’e gelerek her yıl olduğu gibi alımları aksatmadan gerçekleştireceğini söyledi. Bizi doyuran açıklamasının ardından, “Peki, ya alım yapmak üzere Ofis İnegöl’e gelmezse ne olacak? Bu konuda güvence verebilir misiniz?” sorumuza ise, “Evet, güvence veririm. Alım döneminde bizzat ben de gelirim. Eğer Ofis alım yapmazsa biz de üzerimize düşen görevi yaparız. Siz rahat olun. Çiftçiyi düşündüğümüz için bu kararı aldık” diyen Orhan Şen’e güveniyoruz.

Kredi faizi ile ilgili faksımız:
Sayın Başbakan,
57’nci hükümetin günübirlik politikalar yerine radikal kararlar alarak Türkiye’yi kurtarmayı hedeflediğini gözlüyoruz. Bu nedenle bugünkü çektiğimiz sıkıntılara tahammül göstermeye çalışıyoruz. Biz de biliyoruz ki ülkemiz ne kadar güçlü olursa milletmiz de o kadar rahat olur. Fakat bugünkü sıkıntıları toplum olarak eşit şekilde çekmek istiyoruz. Bu nedenle bir adaletsizliğe dikkatinizi çekmek istiyoruz. Aldığınız kararla banka faizleri yüzde 40’ların altına düştü ama çiftçilerimizin kullandığı banka kredilerinin faizleri hala yüzde 60’ların üzerinde. Bu durumun düzeltilmesini istiyoruz. Saygılarımla.
    İnegöl Ziraat Odası Başkan Niyazi Özbil

Bilindiği gibi bankalar mevduat faizlerini yüzde 40’ların altına düşürürken kredi faizlerinin oranlarını hala düşürmüş değiller. Bu konuda da Başbakana, yardımcılarına ve milletvekillerimize faks gönderdik. Bu faks mesajımıza da DSP Bursa Milletvekilimiz Orhan Ocak derhal yanıt verdi. Orhan Ocak, ilgili bakanlarla bu konuyu görüştüğünü belirterek, “Kredi faizlerinin indirilmesi için görüşmemizi yaptık. Bakanlar, henüz bu konuda verilerin toplandığını, en kısa zamanda özellikle tarım kredi faizlerinin makul seviyeye düşürüleceğini belirttiler. Bizler de bu konunun takipçisiyiz” dedi.
Her ay 500 adet bastırdığımız, İnegöl’deki tüm çiftçilerimize ulaşan ve büyük ilgi gören dergimiz üreticimizin bilinçlendirilmesi, bilgilendirilmesi hedefi doğrultusunda önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Ücretsiz olarak dağıttığımız dergimizin finansını sağlamak için yoğun çaba harcamamıza rağmen maalesef bunda zaman zaman büyük güçlük yaşıyoruz. Çiftçimizin hizmetinde olan kamu kurum ve kuruluşlarının dergimize sponsor olmalarını sağlamak ve Oda’mızı bu mali yükten kurtarmak üzere yaptığımız çalışmaya yardım eden milletvekilerimize de teşekkür ediyoruz.
 
Traktörlerin günlük ve kışlık bakımları
Mustafa KAYA - Tekniker - Bursa Tarım İl Müdürlüğü
Tarımsal işletmelerdeki faaliyetlerde alet ve makine kullanımı diye tarif edebileceğimiz Tarımsal Mekanizasyonun Temel Kuvvet kaynağı Traktörlerdir. Tarımsal üretimde kullanılan çeşitli tarım alet ve makinalarını çekmek, itmek ve taşımak için gerekli döndürme gücünü, kaldırmak için gerekli hidrolik gücü sağlamak amacıyla yapılmış tekerlekli, tırtıllı ve yarı tırtıllı genellikle kuyruk mili, kayış kasnağı, çeki ve askı düzenlerine sahip, bir sürücü tarafından yönetilen kendi yürür motorlu araç olarak tarif edebileceğimiz traktör sayımız 700.000 civarında olup Bursa’daki sayı 1996 rakamlarına göre 36.026’dır. Traktörler temel kuvvet kaynağı olmanın yanında fiyatları itibariyle de en pahalı girdiyi oluşturmaktadır. Verimli kullanımları başta çiftçilerimiz olmak üzere Tarımsal Mekanizasyonla ilgili tüm insan unsurlarının başlıca görevi olmalıdır. Traktör varlığımız çok geniş bir marka ve çeşit farklılığı gösterse de verimli ve sorunsuz kullanımı için yapacağımız bakımlardaki temel esaslar aynıdır. Yine de üreticilerimiz bakım ve ayarlarda traktörlerin bakım ve kullanım kitapçıklarına bağlı kalmalıdırlar.
GÜNLÜK BAKIM:
Tamamen traktör kullanıcısının yetkisi ve mesuliyeti içindedir. Sürücü hergün işe çıkmadan önce günlük bakımı yapmalıdır. Böylece hem iş esnasında bir aksaklık olmaz, hem de traktörümüz daima bakımlı olur. Yapılacak işlerin akılda koly kalması için yapılacak işlemlerin aş harflerini alarak H A Y R E T diye kısaca ifade ediyoruz. Şimd bu işlemleri kısaca tek tek inceleyelim:
H  HAVA KONTROLÜ: Lastik havalarının kontrol edilmesi gerekir. Ön teker lastiklerinin hava basıncı 22.5 Atmosfer (AtmAtü) veya libre/inç kare olarak 2836 libre/inç kare olmalıdır. Şayt ön yükleyici ile çalışılacaksa 2.53.5 Atü’ye çıkarılır. Arka teker lastiklerinin havası 0.8 ile 1.5 Atüt, 1222 libre/inç kare olmalıdır. Tarlada, özellikle sürüm yaparken arka lastiklerin havası 0.8, 1.00 veya 1.1 Atü’ye indirilir. Lastiklerin toprakla daha fazla teması sağlanarak patinaj önlenir. Yolda kullanımda ve özellikle yük taşırken lastiklerin anormal aşınmaması için hava basıncı 1.5 Atü’ye çıkarılır. Hava kontrolü hava saati ile yapılır. Lastikler su dolu ise sübab en üstte iken kontrol edilir. Kontrol edildikten sonra siboblar temizlenir ve kapakları tekrar yerine takılır. Bunun yanında lastik ve jantta fiziki arazlar gözle izlenir kısa sürede tamir edilir.
A  AKARYAKIT KONTROLÜ: Yakıt seviyesi temiz bir çubuk ile veya göstergesinden kontrol edilir. Depodan enjektörlere kadar olan yakıt donanımı kontrol edilerek sızıntı ve çatlak olup olmadığı tesbit edilmeli; kaçak olan yerlerde ıslaklık, toz hatta çamur görülür. Yakıt ikmali yaparken depodan taşırmamaya özellikle dikkat edilir. Yakıt ikmalinin akşamları iş dönüşünden sonra yapılmasında yarar vardır. Diesel yakıt donanımı çok hassas olduğundan yakıtın temiz olması çok önemlidir. Bunun için dinlendirilmiş mazot kullanılmalıdır.
Y  YAĞ KONTROLÜ: Motor karterindeki yağ seviyesi yağ kontrol çubuğu ile kontrol edilir. Çubuk temiz bir bezle silinir asla üstübü ile silinmez. Kontrol yaparken traktör düz bir yerde olmalıdır. Yağ çizgisi iki çizgi arasında olmalıdır. Yağ eksik ise içinde bulunulan mevsime göre tamamlanır. Genellikle kışın SAE 20, yazın ise SAE 30 numara yağ kullanılmalıdır.
R  RADYATÖR KONTROLÜ: Radyatörde yeterli su olup olmadığı kontrol edilir. Eksikse temiz ve kireçsiz su ile tamamlanır. Motor sıcak iken radyatöre soğuk su koymak doğru değildir. Mecbur kalırsak motor rölantide çalışırken konabilir. Sıcak radyatör kapağı açılırken bir bez ile gevşetilip önce buhar tahliye edildikten sonra tamamen açılır. Motor soğuk iken su doldurulduğunda motor çalıştırılıp su seviyesi yeniden kontrol edilmelidir. Kışın suyun donmaması için içerisine antifiriz ilave edilmedilidir. Bulunulan bölgenin inebileceği en düşük sıcaklık düşünülerek antifriz konmalıdır. Soğuk havalarda radyatörün önüne pancur konur. Şayet yok ise radyatörün önü gazete kağıdı ile kapanır.
Radyatör peteklerinin temiz ve aralarının tıkalı olup olmadığı kontrol edilir tıkalı ise motordan dışarı doğru basınçlı hava tutularak temizlenir.
Önemli bir konu da vantilatör kayış gerginliği kontrolüdür. İki kasnak arasındaki kayışın orta noktasından baş parmağımızla normal kuvvetle bastırıldığında 1015 milimetre esnemelidir. Kayış çok gergin olursa kasnak yatakları bozulur, kayış çabuk eskir ve kopar. Çok gevşek olursa kasnakları normal devrinde çeviremez ve daha önemlisi kayış sık sık atar.
E  ELEKTRİK DONANIMI KONTROLÜ: İşe çıkmadan önce bütün lambalar, kısa ve uzun farlar kontrol edilir. Gece çalışma lambasının çalışıp çalışmadığına bakılır. Römork takılacak ise tertibat kablosu bağlanır, stop, sinyal park lambalarının kontrolü yapılır.
T  TEDBİRLER: El ve ayak frenlerinin boşluğu ve tutup tutmadığı kontrol edilir. Debriyaj pedalının boşluğu kontrol edilir. Kullanma kitabına göre günlük yağlanacak yerler ince yağ ve gresle yağlanır. Gres basıarken gresörlüklerin temiz olmasına dikkat edilir. Gres, yataklarından taşıncaya kadar basılır ve taşan gres temizlenmez. Çok tozlu şartlarda yapılan çalışmalarda hava filtresi yağı günlük olarak değiştirilir. İşe çıkarken lastik tamir ve bakımı, hava pompası, yeteri kadar sigorta, ampul, kablo, yeteri kadar ve çeşitli anahtar gibi lüzumlu alet ve avadanlıklar alınmalıdır. Bu işlemlerle günlük bakımınızı tamamlamış olduk, traktörümüzle ilgileneceğimiz çok kısa zaman bize kesintisiz ve masrafsız çalışma ortamları sağlayacaktır.
TRAKTÖRLERİN KIŞLIK BAKIMI
Kışın traktörlerde bu bakımların yapılması özellikle kışları fazla soğuk geçen bölgeler için çok önemlidir.
1 Havalar iyice soğumadan motor yağı değiştirilerek daha ince olan kışlık yağ konur. Kış döneminde çalışma zamanı az olursa motor yağını değiştirmek için yüz saatin dolması beklenmez. Motor kısa süreli çalışmalarda iyice ısınmayıp çalışma sıcaklığına gelemeyeceğinden yağlama yağı sulanır, içindeki asit miktarı artar. Böylece yağ, yağlama özelliğini kaybeder. Bu yüzden yağ değiştirme zamanı kısaltılır. Bu sebeplerden dolayı traktör ve otomobil sahiplerine sık sık marşa basmamaları, çok kısa mesafelerde motorlu taşıtlarını kullanmamaları tavsiye olunur.
2 Akünün Kışlık Bakımı: Soğukta akünün kapasitesi düşeceği gibi, çok soğuk havalarda akü donabilir. Kışları çok soğuk olan bölgelerde akü sökülüp ılık bir yerde muhafaza edilmelidir. Traktör kışın hiç çalışmazsa, akü günde kapasitesinin % 1 ila 2’sini kaybeder. Bu sebeple akünün tamamen boşalmasına fırsat vermeden iki ayda bir akü şarja götürülmelidir.
3 Antifiriz Hazırlama ve Koyma: Kışın çalışan traktörlerde gece motor suyunun donmasını önlemek için soğutma donanımına donmayı önleyici Antifiriz koymak şarttır. Antifiriz hazırlarken bölgenin en düşük sıcaklığını ve radyatör kapasitesini bilmek gerekir. Karışım bu sıcaklığın altında bir sıcaklıkta donmayacak şekilde hazırlanmalıdır. Antifiriz satan firmalar antifiriz kutuları üzerine cetveller koyarak krışımın hazırlanmasını kolay bir hale getirmişlerdir. Antifirizli su koymadan önce Radyatör, dolayısıyla soğutma donanımı sodalı su ile iyice temizlenmelidir. Firmaların tavsiye ettiği özel temizleyici sıvı kullanılmak istenirse mutlaka talimatına uygun hareket edilmelidir. Hazırlanmış veya soğutma donanımında bulunan antifirizli suyun kaç derecede donacağını bulmak için antifiriz ölçme cihazları yapılmıştır.
4 El Freni:El freni geceleri çekili vaziyette bırakılmamalıdır. Soğuk ve donlu havalarda fren balataları kampanaya yapışıp donabilir. Mafsallar, veya fren teline yataklık yapan kısımların su ve çamurdan donma tehlikesi vardır. Böyle durumlarda el fren kolunu bıraktığımız halde fren pabuçları kampanadan ayrılmayacağından frenlerin yanmasına sebep oluruz.
5 Kışın Motoru Çalıştırırken Dikkat Edilecek Hususlar: Motoru çalıştırırken debriyaj pedalına mutlaka basarak motorun yükünü azaltmak gerekir. Bu hareketi her zaman alışkanlık haline getimekte, emniyet yönünden de ayrıca yarar vardır. Çeşitli olan ilk çalıştırmada yardımcı düzenleri kullanma kitabına göre çalıştırmalıyız. Kızdırma bujileriyle 11.5 dakika kadar ön kızdırma yapmalı ve marşa 1015 saniye kadar basmalıdır. Motor ilk marşta çalışmazsa bir müddet beklenip aynı işlem tekrarlanır. Çok soğuk havalarda radyatörün önü bir pancurla veya bez, kağıtla kapatılarak motorun normal çalışma sıcaklığına kısa bir zamanda ulaşması sağlanacaktır.
Üreticilerimiz her türlü Tarımsal Mekanizasyon problemlerinde Tarım İl ve İlçe Müdürlükleriyle işbirliği yaparak çözüme ulaşabilirler.
 
Organik Tarım nedir?
Mustafa KIZANLIK - Tarım Teknikeri
Sizlere geçen sayıdaki yazımda gereğinden fazla dozlarda kullanılan suni gübre ve zirai mücadele ilaçlarının zararlarından bahsetmiş, doğan zararın toprak ve tüm canlıları tehdit eder boyutlara nasıl ulaştığına ait değerlendirmelerde bulunmuştum. Aynı bilgileri teyit eder düzeyde bu sefer ORGANİK TARIM konusunu göreceğiz. Amerikalı bir çiftçi, Fred L. Krishenmann tarla toprağının git gide sertleştiğini ve tarımsal ilaçlaragübreye her geçen yıl daha çok para ayırmak zorunda kaldığının farkına varır. Bu çiftçinin babası, bölgede tarımda kimyasalı ilk kullanan ve bu fikri getiren insandı. Buna karşılık Krishenmann tereddüt etmedi ve 1920 yıl önce yine kimyasal yöntemleri terk eden ilk çiftçi oldu. Krishenman sentetik gübreler yerine çürümüş yaprak ve sap saman ile baklagil kabuk artıklarından karıştırılmış gübre ile bitki beslenmesini denedi. Hastalık ve zararlılardan korunmak için de dayanıklı melez çeşitlri tercih etti, kullanmaya başladı. İlgili çiftçi bu denemeyi yapıyor ama ona ürünün en az yüzde 40’ını Federal Sübvansiyonlar karşılıyorlardı.
İlk yıllarda bu çiftçinin büyük zararlar göreceği düşünülüyor iken sonuç hiç de öyle olmuyor. Tarlasından aldığı ortalama verim, uygun koşullarda aldığı en iyi verime eşit oluyor. 54 yaşındaki bu çiftçi tahılın yanısıra hayvancılıktan ayçiçeğine kadar geniş bir yelpazede ürün elde ediyor. Amerika’nın tarım yoğunluğu bölgelerinde, alternatif yöntemleri uygulayan çiftçiler birbirlerine destek olmak, bilgi alışverişinde bulunmak ve yöntemlerini geliştirmek amacıyla örgütleniyorlar.  Çünkü o güne kadar kullanılan kimyasalların sağlık ve çevresel kirlenme ile ilgili endişeler kanser yapıcı etkiye sahip olduğu ortaya çıkınca gösterilen hassasiyet anlaşılıyor. Çiftçilerin kullandıkları dev boyutlara varan kimyasalların özellikle sularda büyük ölçüde kirlenme yaptığı ortaya çıkınca ve özellikle de içme sularının yeraltı sularından yarısının karşılanması ve burada da tarım ilaçlarından izler bulunması bu konunun hassasiyetini daha da ön plana çıkarmıştır.
Bunun yanı sıra zararlıların kimyasal ilaçlara bağışıklık kazanmaları ve bir süre sonra en etkili zehirin bile etkisiz kaldığı gözlenmiştir. Alternatif tarım yanlıları çoğaldı. Git gide artan kimyasal madde girdilerinin yanı sıra doğa tahribatının önlenmesi için tüm tarım çevrelerinin yeni yöntemleri kendi yapılarına uyarlayarak kullanmaları gerektiğini ileri sürdüler. Doğa için en iyisinin, doğanın kendisinden kendisinden elde edilen yöntemleri kullanmak en iyi yöntem olduğu ortaya çıktı.
Hal böyle olunca Amerika’yı yenden keşfetmeye gerek yok. Anlaşılan şudur: Kullanacağımız tohum, fide veya fidan öncelikle hastalıklara dayanıklı çeşitler olmalıdır. Zirai mücadeleyi en aza indirmek için bu ilk koşuldur. Bitki beslenmeye gelince, bu yeni yöntemler ışığında kullanmamız gereken besin maddelerini verbilmek için bitki ihtiyacı üst sınır olmalı, ancak izahı yapılan organik tarıma göre kullanacğımız gübre direkt olarak toprağa verilmemelidir. Örneğin 1 ton hayvan gübresi veya çürüntü (sapsamanorman artığı) içerisinde kimyevi gübreyi emdirerek lk tepkime burada yaptırılmalıdır. Görülecektir ki toprak kolleidleri besinleri bitkinin daha kolay alacağı güçle tutulacaktır. Dolayısıyla bitkimiz daha sağlıklı ve verimli olacaktır. Lezzet iyileşecek, toprağa kalıntı bırakmayacaktır. İşte tabiattan geleni tabiata vermekle denge ve beslenme zincirinin daha iyi işlediği görülecektir.
Organik Tarım’ı özele indirgeyerek bir örnek verelim:
Örneğin 1 dekar patates yetiştirelim. Bu işlem için normal yollarla yetiştirdiğimiz bahçemizin 1 dekarlık bölümünü ayırarak burada organik tarım yöntemini uygulayalım. Sonunda şahitlendirelim (mukayese edelim). Bunun için 1 ton yıllanmış hayvan gübresi veya çürümüş sap, saman veya orman artığı alalım. Bunu da ikiye ayıralım. Yarısına 15 kg. Diamonyum Fosfat ile 1012 kg. Potasyum Sülfat gübrelerini iyice aktararak karıştıralım. Çürüntü veya gübre tavlı olmalı, kuru ise ıslayarak tavlandırmalıyız. Şerbet kaybını önleyecek tedbirleri alalım. Bu karışımı ekime kadar kurutmadan saklayalım.
Ekim için son toprak işlemesinde veya ekimde, 1 dekar böldüğümüz parsele bu karışımı mütecanis bir şekilde toprağa serpelim. Ekim işi ve ilk gübreleme işi bitmiştir. Kalan gübre veya çürüntünün yarısına yine yukarıda anlatılan gibi 50 kg. Amonyum Sülfat gübresini karıştıralım. Yine şerbet kaybı olmayacak şekilde muhafaza edelim. İlk çapada bunun yarısını, sıra aralarına mütecanis bir şekilde serperek çapa veya kazayağını çekelim. Kalan son yarısını ikinci çapa veya sulama suyundan önce verelim. Gübreleme işi bitmiştir. Kesinlikle başka bir gübre vermeyelim. Diğer bakım ve sulama işlerine devam edelim. Sonucu hasatta değerlendirelim. İşte bu bir nevi organis tarımdır. Topraktan aldığımızı tekrar toprağa vermiş, dengeyi sağlamış, toprağımızı ve çevremizi hem korumuş, hem de az masraf ile kaliteli ürün almanın kıvancını yaşayalım.
 
Konservecilik ve Konserve Ürünler
Fatma OMAK - FrigoPak A. Ş. Kalite Güvence Md.
Günümüzde sanayileşmenin ve çalışan kesimde hanımların payının giderek artmasına paralel olarak hazırlanması kolay, tüketime çabuk sunulabilen gıdaların üretimi de artış göstermektedir. İnsanların çalışma saatlerinden arta kalan sürede kendilerine daha fazla zaman ayırabilmek için günlük yemek ihtiyaçlarını daha kolay, daha çabuk ve kısa sürede daha kaliteli bir şekilde sunma yolunu aramaktadırlar.
Özellikle yemek hazırlama ve pişirmede minimum zaman kullanımı çalışan kesimin olduğu gibi ev hanımlarının da ihtiyacıdır. Bu nedenle sağlıklı ve hijyenik koşullarda hazırlandığı bilinen hazır yemek, donmuş ve konserve meyvesebzelere talep gittikçe artmaktadır. Bu artışta tüketicilerin isteiği kadar büyük süpermarketlerin açılmış olması ve her türlü ihtiyacacevap verebilmeleri de büyük faktördür. Ülkemizde geçmiş yıllarda konserve meyvesebzeye olumsuz bakılırken, günümüzde eğri çıkış trendi izlemektedir. Her ne kadar birçok meyve sebze dört mevsimde de bulunabiliyorsa da iyi bir işleme teknolojisi ile imal edilmiş konserve ürünler her zaman ve normal sezonu dışında daha ucuza temin edilebilmektedir.
Konserveye işlenecek hammaddenin iyi kalitede olması birinci koşuldur. Uygun olmayan bir hammaddeden işleme koşulları ne kadar değiştirilirse de, iyileştirilse de kaliteli bir ürün elde edilemez. Hammadde hasattan sonra en kısa sürede fabrikaya ulaştırılmalı ve işlemeye alınmalıdır.
İkinci önemli koşul, kullanılan aletekipman temizliği ile çalışnların hijyen kurallarına uymasıdır. Bütün üretim tesislerinde olduğu gibi konserve fabrikalarında da her kültürden insanlar çalışabilmektedir. İşbaşı yapan kişilerin insan gıdası üretimi hakkında bilgilendirilmeleri gerekr. Eğitim üretimin her aşamasında vazgeçilmez bir unsurdur. El temizliği ile iş elbiselerinin temizliği çok önemlidir. Üretim alanına giren herkes kendi giysisi iiçte kalacak şekilde koruyucu giysi giymelidir, saçlar tamamen kapatılmalıdır. Diğer önemli bir husus da yapılan ürünün güveniliremniyetli ve kanunlara uygunluğudur. Gıda kodeksine uygun malzemelerin kullanılması ve bunların kullanım sınırının izin verilen miktarı geçmenesi gerekir.
Konserve fabrikalarında hammaddenin gelişinden ürünün tüketiciye ulaşıncaya kadar olan safhalarında iyi bir kontrol sistemi oluşturulmalıdır. Zira konserve fabrikasının sorumluluğu ürün üretildikten sonra tüketicinin yemesi ve hasta olmaması ile sona erer. Üretim sırasında ve sonrasında kritik noktaları oluşturularak kontroller yapılmalı ve kontrol sonuçları mutlaka kayıt edilmelidir.
Genel olarak konserve ürünlerin raf ömürleri 23 yıl arasında değişmektedir.
Tüketici açısında konserve ürünü satın alınırken dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1 Alınacak teneke kutudaki konservelerin her iki tarafı da düz olmalıdır. Tenekeler şişmiş görüntüye sahip olmamalıdır.
2 Teneke kutu veya kavanozların üzerinde mutlaka imal tarihi ve son kullanma tarihi olmalıdır. Son kullanma tarihi geçen ürünler satın alınmamalıdır.
3 Kavanoz ambalajlar için, kapak üzerinden kavanoza doğru inen şerit şeklinde yapışkan etiket olmalıdır (Emniyet etiketi). Emniyet etiketleri yırtık olan ürünler alınmamalıdır.
4 Teneke kutu veya kavanoz kapaklarında kir, pas vs. olmamalıdır.
5 Konserve ambalajlarında dıştan görünen sızma akma vs. olmamalıdır.
 
Neden Ceviz?
Dr. Gültekin Çelebioğlu - Ziraat Yük. Mühendisi
2000 yıldır Anadolu’da yaşayan insanlar ve atalarımız cevizi tanımışlar, onun meyve ve kerestesinden yararlanmışlardır. Bir bakıma Anadolu cevizin de anavatanı olmuştur.
Yamaç, kıraç arazilerde, dere kıyılarında kolaylıkla yetişmekte, işe yaramaz gibi görülen arazileri değerlendirmektedir. Erozyonu önlemekte, topraklarımızın derelere, denizlere taşınmasına mani olmaktadır.
Ürünleri kuru meyvedir. Muhafaza, soğuk depoya koyma sorunu yoktur. Serin ve kuru koşullarda bozulmadan bir yıl saklanabilir.
İstenilen zamanda kabuklu ve iç ceviz olarak pazarlanabilir. Tıpkı altın gibidir, her an paraya çevrilebilir.
Aşılı cevizler aynı büyüklük, kalitede olacakları için sepetin altındaki meyve ne ise üstündeki de aynı olacaktır. Bu müşteriye güven verir. İç ve dış pazar talepleri artar, fiyatı ve verimi tohumdan yetişen cevize göre en az 2 misli fazla olur.
Ceviz meyvesinde % 1617 oranında protein, % 6570 oranında (kollestrol taşımayan) yağ, % 15 oranında Karbonhidrat ile kalsiyum, fosfor, demir, sodyum, potasyum, magnezyum, vitamin A, B1, B2, B3, P, C, D, E... ihtiva etmektedir. Bunun için çöreğimizde, böreğimizde, tatlımızda, hatta kahvaltı soframızda (İskilipÇorum) serilerek yer almaktadır.
Son yıllarda içerisinde Selenyum madeni taşıdığı da tespit edilmiştir. Selenyum midebağırsak kanserini önleyen şifalı bir etkiye sahiptir.
Normal olarak bir ceviz ağacı 300 sene yaşamakta (600 yıllık ağaçlar da tespit edilmiştir). 45 nesil insan bu ağacın meyvesinden yararlanmakta, daha sonra da verimden düşünc ekütük olarak pazarlanmaktadır. Bir kütük işgal ettiği arazinin boşken sahip olduğu değerden daha fazla para getirmektedir.
Bu gerçekleri 1969 yılında gören Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü, öncelikle cevizin islahını, sonra da seçilen üstün çeşitlerden aşı ile üretimini üstlenmiştir. Amaç yetiştiriciye daha bol ve daha fazla kazancı, tüketiciye de daha kaliteli çürüksüz ceviz üretmektir.
Emekli olmama rağmen bu güzel hizmet dolu kurumda kopamadım. Satın aldığım mütevazi bahçemde bütün eski ve yeni ceviz çeşitlerini ve tiplerini toplayarak araştırmalarıma ve aşılı fidan üretimine devam ediyorum. Buradaki çalışmalarımı arzu duyan herkese anlatıp cevizcilik yapmasını teşvik ediyorum.
Amaç, doğudan batıya, köyden şehire göçü durdurmak; herkese kendi bölgesinde az emek ve masrafla hayatını devam ettirebilmesini sağlamak, şehire gelip sersefilperişan olmasını önlemektir.
Daha fazla bilgi için sizleri BursaGürsu ilçesinde Kazıklı köyündeki arazime bekliyorum. Gelmeden önce randevu alırsanız iyi olur. Cep telefonum 05325686518, ev telefonum ise 02242204364’dür. Saygılarımla.
 
Meyvelerde kış mücadelesi
AMAÇ, Kışı ağaç üzerinde geçiren bir kısım haşere ile bazı hastalık sporlarını imha ederek, ağaçları ilkbaharca temiz olarak çıkarmaktır. Kış mücadelesi iki maksatla yapılır:
1 Kışı ağaç üzerinde, kabuk altlarında, dalyastıklarında, meyve gözlerinde ve dallarda geçiren haşereler için;
a-Kabuklu bitkiler (Sanjose), b-Akarlar (Kırmızı örümcek), c- Yaprak büken (caccecia), d-Ağ kurtları (Hyponomuta), e-Yaprak bitleri (Aphidie) ve benzerleri için ağaçlarda özsu faaliyetleri kesilip ilk donlardan sonra ısının +5 derecenin üzerinde olduğu günlerde (Ocak, Şubat, Mart aylarında) ağaçların ilaçlanmadık yeri kalmayacak şekilde kışlık yağlı ilaçlardan (Winter WashCebetox vb.) herhangi birisi ile yapılır.
2- Kışı ağaç üzerinde, döküntü yapraklarda, dallarda ve toprakta geçiren hastalık mantar ve sporları için;
a-Karaleke (Venturia Sp), b-Dal kanseri (Nectria gelligena), c-Monilya (Monillia Laxa), d-Glek (Taphrina Deformans) ve benzeri hastalıkların mücadelesi için % 2’lik bordo bulamacı veya bakırlı fungusitlerden herhangi birisi kullanılır. Kış mücadelesinde imkanlar nisbetinde bordo bulamacı tercih edilmelidir.
Bordo Bulamacı Hazırlanması
Doz: % 1’lik                                 100 litre         1000 litre
Göztaşı (Bakır Sülfat):                   1 kg.               10 Kg.
Sönmemiş kireç (Taşsız)              0.5 kg.                5 Kg.
Hazırlanışı: Göztaşının yarısı kadar hesaplanan kireç birkaç gün önceden söndürülerek dinlendirilmelidir. Kireç sulandırılacak Bordo bulamacı hazırlanacak kaba süzülmeli ve kap asgari yarısına kadar su ile doldurulmalıdır. Metal olmayan bir kapta (Naylon, ağaç ve toprak) eritilen göztaşı hızlı karıştırılan kireçli suya yavaş yavaş dökülerek karıştırılmalıdır.
Eğer bordo bulamacı tonluk tankere hazırlanıyorsa hem karıştırıcılar çalıştırılmalı hemde tabancının bir adedi tank içine konularak karıştırmanın daha iyi yapılması sağlanmalıdır. Göztaşı eritilmesi bittikten sonra eksik kalan su tamamlanmalıdır. Tırnakla yapılacak testte cam göbeği mavi, içinde pütürler olmayan berrak bir sıvı elde edilmelidir. Hazırlanan bordo bulamacı bekletilmeden bahçelere atılmalıdır. Bordo bulamacının atımında ağacın her tarafının ilaçla kaplanması büyük önem taşımaktadır.
 
ATEŞ YANIKLIĞI HASTALIĞI
Yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarının (armut, ayva, elma, muşmula) en tahripkar bakteriyal hastalıklarındandır. Bakteri kışı hastalıklı ağaçlardaki kanser yaralarında geçirir. Vegetasyon başlaması ile faal hale geçer ve Ağacın kabuğu dışına akıntıyla yayılır. Burada yağmur damlaları böcekler ile çiçeklere taşınır ve hızla enfeksiyon yapar. Çiçeklenme döneminde yüksek rutubet ve 1824 derecelik sıcaklık ilk dönemlerde enfeksiyonlar için ideal şartlardır. Daha sonra ağacın diğer organlarını (sürgün yaprak ve dal) hastalandırır ve kurutur. Salgınlar sonbahar sonlarında iyice yavaşlar ve patajen kışın kanserlerde durgun hale geçer. İlkbaharda tekrar aktifleşir.
Hastalık yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarından armut, elma, ayva ve muşmulada görülmektedir. Armutlarda ilk belirtiler çiçek demetlerinin solması ve kararması ile başlar. Daha sonra kararıp yay şeklinde kıvrılır. Genç sürgünlerde ve yapraklarda başlayan siyahlaşma zamanla bütün yaprakları sararmış ve yanmış bir görünüm alır. Şartlar uygun giderse genç sürgünlerde günde ilerleme hızı 1020 cm.yi bulur. Bulaşma büyüme devresi içinde her an olabilir. Hastalanmış sürgün kabuğu açık kahverengiye dönüşür. Rutubetli yağışlı havalarda bakteriyel bir akıntıda görülebilir. Hastalıklı dallar yanmış gibi görülür. Böyle dalların kabuk altı kahverengi siyah arası renk alır. Hastalıklı dallarda yaprak ve meyvesi asılı kalır. Kalın dallarda kama şeklinde yarılmalar ve kanser yaraları meydana gelir.
Elma ve ayvanın sürgün dallarında da armutlardakine benzer korumalar ve yanmalar olur. Elmada hastalığın seyri daha yavaş olur. Hastalık, yağmur damlası, rüzgar, arılar ve diğer böcekler göçmen kuşlar, budama aletleri ve diğer aletlerle temiz bahçelere ulaşır.
MÜCADELE
A-Kültürel önlemler:
1-Karantina tedbirleri uygulanmalı, bulaşık bölgelerden çöğür aşı gözü, aşı kalemi ve aşılı fidan alınmamalıdır. Hasta fidanlar yakılarak yok edilmelidir.
2- Budamaya önem verilmeli hastalığın görüldüğü her devrede sürgün yada enson hastalık noktasının 2030 cm. altından kesilmelidir. Kesilen dallar hemen toplanarak yakılmalıdır.
3- Budama aletleri % 10 oranında sulandırılmış çamaşır suyuna batırılmalı iş bitiminde de temizlenen budama aletleri paslanmaya karşı yağlanmalıdır.
4- Kesilen dal yaralarının % 5’lik bordo bulamacı sürülmesi yara yerinden yeni enfeksiyonları ve çürükçül mantarları önleyeceğinden çok yararlı olacaktır.
5- Hastalık yönünden çok bulaşık olan ağaçlar köklenerek yakılmalıdır.
6- Aşırı sulama ve aşırı azotlu gübre kullanımından kaçınılmalıdır.
7- Bahçelerde emici, kemirici böceklerle iyi mücadele edilmelidir.
8- Bahçe kenarında bulunan ayva, muşmula gibi bitkiler barındırılmamalı hastalanmışsa sökülüp yakılmalıdır.
B-Kimyasal Mücadele:
1- Sonbaharda yaprak dökümünden hemen sonra % 2’lik bordo bulamacı kullanılmalıdır.
2- Erken ilkbaharda gözler kabarmaya başladığından (arı Götü) % 1’lik bordo bulamacı kullanılmalıdır.
3- Çiçek saplarının ayrıldığı dönemde % 1’lik bordo bulamacı kullanılmalıdır.
4- En fazla enfeksiyon çiçek döneminde olduğundan çiçeklenme zamanı Aliyette kullanıldığında koruma sağladığı bilinmektedir.
 
“Hak istemek yetmiyor, hakkı almasını bileceğiz”
Orhan Yaşar Polat - Ziraatı Odası Yönetim Kurulu Üyesi - Kulaca Kalk. Koop. Başk. Yrd.
Değerli çiftçi kardeşlerim,
Bu ülkede ne zaman ekonomi dar boğaza girse, bunun faturası her zaman biz hak aramasını sevmeyen, toplanmayı birlik olmayı ve eylemi kendine yük hatta engare sanan çiftçilere kesilmektedir. Bizlerin bu vurdumduymazlığı ve duyarsızlığı devam ettiği müddetçe de darbeler yemeye devam edeceğiz. Demokrasi ile yönetilen her ülkede gelir dağılımında bir eşitsizlik varsa ve bu ülkelerin kanburları seslerini çıkartmadıkları için birileri inatla sırtlarındaki yükü artırmaya çalışıyorsa, ezilen insanların da bir çatı altında toplanarak demokratik kurallar çerçevesinde haklarını aramaya, seslerini duyurmaya hatta eylem yapmaya hakları vardır.
Her ne kadar hükümet tarafından Tarım Bakanlığı nezdinde tarım kesiminin ekonomik durumunu düzeltmek amacıyla reformlar hazırlatılsa da, bunlar uzun vadeli sonuç verecektir. 1999 yılında ekonomik çöküntüye uğrayan hatta bir çoğumuzun borçlarını ödeyemedikleri için icra takibine alındığı, traktörlerinin bakımını yaptıramadığı, depo boşaldığında ikinci kez mazotu nasıl alacağını kara kara düşünen, yiyeceğini güçlükle temin eden, kendisi veya bir yakını hastalandığında dua etmekten başka bir çaresi olmayan çiftçilerin 2000 yılı hiç parlak gözükmemektedir.
Bu yıl enflasyonu yüzde 25’lere çekmeyi hedefleyen hükümetimizin, biz çiftçiler için hiç bir önlem almadığı gözlenmektedir. Hatta ürün taban fiyatlarının artışını yüzde 14 seviyesinde tutarak bizleri adeta içinden çıkılması güç bataklığa doğru sürüklemektedir. Bildiğiniz gibi biz çiftçilerin milenyumu, yani yeni yılı 1999 yılının Eylül-Ekim aylarında başladı. Gübremizi, tohumumuzu, akaryakıtımı, tamir, bakım ve ekipman giderlerimizi bu aylarda Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası’na borçlandık. Aradan dört ay geçmesine rağmen faizler traktör donanımında yüzde 73, diğer küçük donatım ve işletmede yüzde 67 olarak devam etmektedir. Bugün ticari kredilerin yüzde 45’lere gerilemesine rağmen bizler için hiçbir önlem alınmamaktadır. Eğer hükümetimiz biz çiftçilerin ekonomik durumumuzu iyileştirmeyi düşünse idi, Ekim-Aralık ayı Tarım Kredi faizleriniyüzde 50’lere, Ocak ayı itibariyle de yüzde 4045’lere çekmesi gerekirdi.
Bu da yetmiyormuş gibi aldığımız duyumlar doğru ise eğer, 56 bölgede Toprak Mahsulleri Ofisi ve acentaları kapatılmış, çiftçiler de tüccarın insafına terk edilmiştir. Çiftçilerimize 65 ile 70 bin lira arasında maliyeti olacağını tahmin ettiğimiz hububat, Ağustos ayında kredilerin geri ödenmesi başlayacağı dönemde satılacak. Çiftçilerimiz borçlarını ödeyeceği sırada da ürününü tüccara satmak zorunda kalacaktır. Bu aşırı yüklenme neticesinde arada rekabetin olmamasından dolayı hububat fiyatlarının 55 ila 60 bin lira arasında olacağı tahmin edilmektedir.
Bu vesileyle çiftçi kardeşlerimizin gereksiz harcamalardan kaçınıp mümkün olduğunca az borçlanıp, ürünlerini sok etmelerini öneriyoruz. Mahsulü mümkün olduğu kadar uzun zaman diliminde piyasaya sürerek tüccara fırsat vermemeliyiz. Aksi tadirde binbir emekle, zor şartlar altında yetiştirmiş olduğumuz mahsulü sizin istediğiniz fiyattan değil de tüccarın verdiği fiyattan, maliyetin altında satarak büyük zararlara uğrayacağımız apaçıktır. Bu vesileyle 2000 yılında hak istemeyi de değil, hak almasını bilen, alın terinin, emeğinin karşılığını alan çiftçiler olmamız ümidiyle kazasız belasız ve afetsiz yıllar dilerim.
 
TARIMDA BU AY
Şubat ayında yapılacak işler
A- Meyvecilik
1- Ocak ayında yapılması gereken işlerden, gerçekleştirilememiş olanlar tamamlanmalıdır.
2- Glok hastalığına karşı mğcadeleye devam edilir.
3- Uygun hava koşullarında toprak işlemesine başlanır.
4- Çeli alma işleri yapılarak, çelikler kumda saklamaya (katlamaya) alınmalıdır.
5- Fidan dikimi yapılır.
6- Hava şartları müsait ise ayın ilk yarısında kışlık ilaçlarla kış mücadelesi yapılır.
7- Hava şartlarına göre bordo bulamacı atılır. (Kışlık ilaçlarla yapılan ilaçlama ile bordo bulamacı atılması arasında 15-20 gün olmalıdır.)
B- Bağcılık
1- Bağlarda kış budamasına devam edilir.
2- Hava koşullarının uygun olduğu zamanlarda fidan dikimi yapılır.
3- Ay sonuna doğru birinci kış ilaçlaması yapılır.
C- Sebzecilik
1- Fasulye ve bezelye ekilecek yerlerin toprak hazırlığı yapılır.
2- Karnıbahar, lahana ve pırasanın hasadı tamamlanır. Ispanak ve marul hasadına devam edilir.
3- Fide elde etmek için sıcak yastıklar hazırlanır.
4- Hava şartlarına göre şekerpancarı ekimine başlanır.
D- Tarla Bitkileri
1- İkinci azotlu gübre uygulamasına başlanır.
2- Tarla faresi ile mücadeleye devam edilir.
3- Nohut, mercimek ve fasulye ekilecek yerlerin toprak işlemesine devam edilir.
4- Hava şartlarına göre şekerpancarı ekimine başlanır.
E- Hayvancılık
1- Sert ve rüzgar olmayan yağışsız günlerde, sığırlar tımar edildikten sonra ahır dışına çıkarılır. Rutubetli, temizlenmemiş taban ve toprak zeminlerin birçok mikroorganizmanın çoğalmasına imkan sağladığı bilinciyle diğer işler bittiğinde derhal ahır temizlenip zemine yataklık serilir. (Sap, saman gibi yataklıklar aynı zamanda hayvanların ısı kaybını da önler.)
2- Hayvanlar içeriye alınırken ısı kontrolü yapılmalıdır. (Hayvanların fizyolojik uyum sağlamaları için iç ve dış ısı arasında fazla bir fark olmamalıdır.
3- Sığırların yeşil yem ihtiyaçları silaj yemler veya hayvan pancarı ile karşılanmaa başlanır.
4- Koyunlara bu ayda 250 gr. kesif yem verilir. Meraların kapalı olduğu, silaj bulunmadığı veya kesif yemin çok pahalı olduğu zamanlarda melas ve üre katılmış kuru ot besisi yapılabilir. Yemlemenin ağıl dışında yapılması tercih edilmelidir.
5- Doğan kuzulara ve doğuran analara gerekli özen gösterilir. Üç haftalık kuzulara 50 gr.dan başlayarak yulaf kırması verilir. Yulaf miktarı her 15 günde bir arttırılır.
6- Çoban köpeklerine kuduz aşısı yaptırılır.
 
50 yıl önce bu ay
Yeni Seçim Kanunu Mecliste kabul edildi
16 Şubat. Yeni seçim kanunu Meclis’te ikinci kez görüşülrek kabul edildi. Böylece Büyük Millet Meclisi tarihi bir karar alarak yıllardan beri beklenen demokratik bir seçim kanunununu onaylamış oldu. Milli egemenliğin temel taşlarından biri olan bu yeni ve demokratik Seçim Kanunu, iktidar ve muhalefet milletvekillerinin alkışlarıyla kabul edildi. DP adına konuşan Kütahya Milletvekili Adnan Menderes, çok partili yaşamın başladığından beri hasreti çekilen ve çetin uğraşlar sonucu hazırlanan Seçim Kanunu’nun çıkarılışını takdirle karşıladıklarını belirtti. Menderes’in bu sözleri CHP’liler tarafından da alkışlandı. Başbakan Şemsettin Günaltay da, iktidara geldiğinden bu yana gaye edindiği bir davanın gerçekleşmesinden duyduğu mutluluğu belirtti. Günaltay’ın DP’lilere de teşekkür eden konuşması Meclis’te büyük bir heyecan yarattı.
Yeni Seçim Kanunu, tek dereceli, genel, eşit ve gizli oy, açık tasnif ilkelerini getiriyor. Seçimler çoğunluk sistemine göre ve adli teminat altında yapılacak.
Savarano’nın mürettabatı dağıtıldı
12 Şubat- Atatürk’ün rahatsızlığı sırasında alınmış olan ve uzun süredir kullanılmadığı için halen İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında, Kanlıca Körfezi’nde demirli olarak yatan Savarona yatının 50 kişilik mürettebatı başka gemilere yerleştiriliyor..
Kiralar serbest bırakılmıyor
1 Şubat- CHP Ankara Milletvekili Arif Çubukçu’nun kiraların serbest bırakılması için Meclis’e verdiği kanun tasarısı, kiracı ve ev sahibi milletvekillerini karşı karşıya getirdi. Meclis, milletvekillerinin çoğunluğunun ret oyu vermesi sonucu kiraların serbest bırakılmasını kabul etmedi. Kabinedeki 3 bakan da tasarının reddi için oy kullandı.
Basın özgürlüğüne zincir
15 Şubat- Millet Meclisi’ndeki bütçe görüşemeleri sırasında Adalet Bakanı Fuat Sirmen’in Basın Kanunu’nu bahane ederek İstanbul gazetelerine çatması gazeteciler arasında üzüntü yarattı. Ankara’ya davet edilen ve Basın Kanunu taslağı hakkında görüşleri alınan İstanbul gazetecileri, yeni kanunun eskisinden daha kötü olduğunu söylediler.
 
ŞUBAT 1950
1- Kıbrıslı Rumlar BM’ye başvurarak Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını istediler.
5. İşçi Sendikaları Birliği Kongresi’nde grev hakkı istendi.
7. Meclis’te seçim kanunun görüşülmesine başlandı.
8. Ekmek fiyatı indirildi. 575 gramlık ekmek 22 kuruştan satılacak.
9. Özel sektörü kalkındırmak için dış kredi alınıyor.
10. Komünistlikten sanık öğretim görevlileri Behice Boran ve Niyazi Berkes 3’er ay hapise mahkum oldular.
13. Seçimin 14 Mayıs’ta yapılması kararlaştırıldı.
14. 1950 yılı bütçesi 1 milyar 487 milyon 218 bin 563 kuruş, bütçe açığı 174 milyon lira.
15. ABD ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında dostluk ve saldırmazlık antlaşması imzalandı.
16. Meclis demokratik bir seçim yasasını kabul etti.
21. Marshall yardımından Türkiye’ye 44 milyon dolar ayrıldı.
22. Yüksek Seçim Kurulu kuruldu.
23. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası kuruluyor. Kuruluş sermayesi 25 milyon lira.
26. Yeni Basın Kanunu hazırlanıyor.
27. Zafer gazetesi sahibi ve başyazarı Mümtaz Faik Fenik tutuklandı.
28. Güreşçimiz Yaşar Doğu, Lahor’da Pakitan şampiyonu Kala’yı 1 dakikada tuş etti.
28. İstanbul Fethini Kutlama Derneği kuruldu.